Hipofiz bezinde adenom (tümör)

MEMEDEN SÜTLÜ SIVI GELMESİ (GALAKTORE)
GÖĞÜSLERDEN SÜT (SIVI) GELMESİ

Galaktore uygunsuz (hamilelik veya bebek olmadığı bir durumda) devam eden ve bazen aşırı miktarda memeden sütlü sıvı gelmesidir. Genellikle beyaz veya renksizdir. Ancak bazen sarı veya yeşil olabilir. Meme sekresyonunu ortaya çıkarmak için alttan meme başına doğru memeye tüm kadranlarda bası uygulanır. Galaktore her iki memede veya birinde olabilir. Özellikle tek memeden oluyorsa bir meme hastalığı araştırılmalıdır. Meme bezini uyaran prolaktin hormonunun yükselmesi (hiperprolaktinemi) galaktore’nin temel nedenini oluşturur. Prolaktin hormonu hipofiz bezinden salgılanır. Dopamin hormonu prolaktini azaltan hormon olarak bilinmektedir.

Galaktore nedenleri:
– Prolaktin hormonun (süt hormonu) artması: Hipofiz bezi tarafından salgınan prolaktinin bir tümör (adenom) tarafından fazla salgılanması.
– İlaçlar: Vücuttaki dopamin adlı madde prolaktin salgısını azaltır. Dolayısı ile dopamin salgınısı azaltan ilaçlar prolaktin salgısının artmasına neden olur. Örneğin trisiklik antideprasanlar, diazepamlar, opioidler.
– Hipotiroidizm (Troid bezinin az çalışması): Trioid bezinin az çalışması sonucunda troid bezini uyaran TRH adlı hormon artar. Bu hormon artınca prolaktin salgılayan hücreleri uyararak prolaktinin artmasına neden olur.
– Stres
– Uzun süre yoğun biçimde emzirme
– Östrojen salgısının artması: Doğum Kontrol Hapları
– Akciğer, böbrek tümörleri nadir sebeplerdendir.

Galaktore gelişen hastalarda adet görememeyle beraber yumurtlamada azalma görülebilir. Bu hastalarda prolaktin seviyesini azaltan ilaçların verilmesi ile adet dönemi düzene girer. Hafif derecede kıllanma prolaktin yüksekliğine eşlik edebilir. Prolaktin seviyesi yüksek olan kadınlarda kandaki kan şekerini düzenleyen insülün hormonunun artmış olduğu saptanmıştır.

Eğer galaktore 6 ay – 1 yıl gibi bir süredir mevcutsa ve hastada adet bozukluğu, kısırlık veya kıllanma araştırılırken fark edilmiş ise mutlaka bir hipofiz tümörü olasılığı araştırılmalıdır.

Prolaktin yüksekliğini saptamak için kanda bazal prolaktin değeri ölçülmelidir. Prolaktin değeri 100 pg/ml üzerinde olan hastalarda hipofiz bezi MR ile görüntülenmelidir.

Tedavi:
Galaktore’nin tedavisinde kullanılan temel ilaçlar “dopamin agonisti” denilen kanda dopamin benzeri etkinlik gösteren ilaçlardır.

Hipofiz bezinde adenom (tümör) saptanan hastalar çok yakından takip edilmelidir. Hipofiz bezindeki tümör küçükse (mikroadenom) genellikle ilaç tedavisi (dopamin agonisti) yeterli iken büyük tümörlerde (makroadenom) cerrahi tedavi bazen gerekebilmektedir. (Transsifenoidal mikro cerrahi)

Memeden sıvı gelmesi hamilelik belirtisi midir?
Hamileliğin ileriki aylarında göğüslerden süt benzeri sıvı gelebilir ancak hamileliğin ilk başlangıcında erken haftalarda bu olmaz normalde. Bu nedenle memelerden süt gelmesi erken hamilelik belirtisi değildir.

Memeyi sıkınca sıvı veya kanlı akıntı gelmesi normal mi?
Göğüslerde normalde sıvı gelmemesine rağmen sıkınca veya ilişki sırasında süt veya sıvı gelmesi de yukarıdaki nedenlerle olabilir veya bazen meme içi patolojilerden kaynaklanabilir. Özellikle memeyi sıkınca kan veya kırmızı kahverengi akıntı gelmesi, ağrı olması meme içi patolojileri düşündürür. Mutlaka meme muayenesi olmayı gerektirir, gerekirse tanı için bazı tahliller yapılır.
Çocukların veya ergenlik dönemindeki gençlerin de bazen meme uçlarından kendiliğinden veya sıkınca sarımsı sıvı geldiği olabilir, bu durum bazen yukarıda anlatılan patolojiler nedeniyle olurken bazen bir sebep bulunamaz ancak mutlaka doktor değerlendirmesi gerektirir.

Yeni doğan bebeğin memesinden süt gelmesi:
Hamilelik sırasında anne kanındaki bazı hormonların plasenta aracılığıyla bebeğe geçmesinden kaynaklanan bu durum normaldir ve doğumdan sonra hormon geçisi olamayacağı için kısa sürede kesilir. Erkek ve kız bebeklerde olabilir. Bebeğin göğüslerini sıkarak boşaltmaya çalışmak yanlıştır.

Düşük veya kürtajdan sonra memeden süt gelmesi:
Gebeliğin 10 hafatadan büyük olduğu durumlarda düşük yapan kadınların göğüslerinden süt veya az miktarda sıvı gelebilir, bu normal bir durumdur. Genellikle bir hafta içinde kendiliğinden kesilir. Canlı gebeliklerin düşüklerinden sonra veya ölü gebelik nedeniyle olan düşük ve kürtajlardan sonra memeden süt gelmesi olabilir.

Obstetrik uterin inversiyon tedavisi

UTERİN İNVERSİYON
Uterin inversiyon (ters dönme) uterus fundusunun kısmen veya tamamen endometrial kaviteye doğru çökmesi ve daha ileri seviyede iç-dış dönmesi neticesinde dışarıya çıkmasıdır. Doğumdan sonra meydana gelen uterus iversiyonu acilen tanınmalı ve tedavi edilmelidir, aksi halde anne ölümlerine kadar gidebilen kanama ve şok
tablosuna neden olabilir.

Uterin inversiyon başlıca ikiye ayrılabilir:
– Puerperal uterin inversiyon: Sezaryen veya normal doğum sırasında meydana gelir.
– Non-puerperal uterin inversiyon: Gebelik olmadan myom, polip gibi diğer nedenlere bağlı meydana gelen inversiyondur.
Uterin inversiyonların yaklaşık yüzde 95’i puerperal, yüzde 5’i non-puerperal şekilde gerçekleşir (kaynak).

NON-PUERPERAL (JİNEKOLOJİK) UTERİN İNVERSİYON:
Genellikle fundusta bulunan myom ve polip, sarkom benzeri patolojilere bağlı gelişir. Fundustaki kitlenin ağırlık etkisiyle fundusu vajinaya doğru çekmesi ve tamamen inverte olarak vulvaya kadar prolapsusuna sebep olması ile sonuçlanır. En sık olarak fundal submukozal myomlara bağlı gelişir (kaynak); bunun dışında polipler ve maligniteler de inversiyona neden olabilir. İnversiyonun gelişim mekanizmasında uterus içerisindeki tümöral kitlenin uterus duvarını bası etkisi ile inceltmesi ve servikal dilatasyona neden olması da rol oynar.

PUERPERAL (OBSTETRİK) UTERİN İNVERSİYON:
Doğumdan sonra meydana gelen uterus inversiyonudur. Sıklığı konusunda yaklaşık bir kaç bin doğumda bir gibi değişik bildirimler vardır. Doğumdan sonraki ilk 24 saat içerisinde meydana gelirse akut, 24 saat-1 ay arasında meydana gelirse subakut, 1 aydan sonra meydana gelirse kronik uterin inversiyon diye adlandırılır. Büyük kısmı ilk 24 saat içerisinde gerçekleşmektedir. Doğum sırasında meydana gelen inversiyona umblikal kordun aşırı çekilmesi ve fundusa aşırı baskı yapılması (Credé manevrası) sebep olabilir (özellikle plasenta fundus yereleşimli ise ve atoni varsa). Genellikle normal doğumda meydana gelmekle beraber sezaryen sırasında da inversiyon meydana gelebilir (kaynak).
Muayenede serviksten veya vajenden fundusun çıkmasıyla tanınır. Bazı durumlarda ultrasonografi de tanıda yardımcı olabilir. Abdominal muayenede fundusun normal yerinde palpe edilememesi önemli bulgudur.

İnversiyonun derecesine göre sınıflandırma:
– 1. derece: Fundus kısmen kaviteye doğru inverte olmuştur, serviksi geçmemiştir.
– 2. derece: Fundus serviksten dışarı çıkacak kadar inverte olmuştur.
– 3. derece: Fundus vajinadan dışarıya kadar inverte olmuştur.
– 4. derece: Uterus, serviks ve vajina dışarıya çıkacak derecede inverte olmuştur.

Obstetrik uterin inversiyon tedavisinin hızla yapılması önemlidir aksi halde ciddi kanama ve şok gibi komplikasyonlar gelişebilir. Eğer inversiyon anında plasenta halen ayrılmamışsa uterusun düzeltilmesinden önce elle ayrılması önerilmemektedir çünkü kanama riskini arttırmaktadır (kaynak 1, 2). Uterotonik ilaçların hemen kesilmesi önerilir aksi taktirde uterusun manuel olarak düzeltilmesi zor olacaktır. İlk denemede uterusu manuel düzeltme başarısız olursa uterusu gevşetici ajanlar verilerek tekrar manuel yerleştirme denenmesi önerilmektedir. Uterusun gevşemesi için tokolitik ajanlar, genel anestezi, nitrogliserin kullanılmaktadır (kaynak). Manuel olarak eski pozisyonuna getirilemeyen vakalarda vajinal ve abdominal yolla uygulanabilen operasyonlar vardır.
Uterus normal pozisyonuna yerleştirildikten sonra inversiyonun tekrarlamasını ve atoniyi engellemek için uterotonik ilaçlar başlanması önerilir. Bu amaçla oksitosin, misoprostol, dinoproston, metilergonovin gibi ajanlar kullanılır.

VAJİNİT SEBEPLERİ

VAJİNADA AKINTI VE KAŞINTI, YANMA NEDENLERİ

VAJİNİT SEBEPLERİ
Vajinal akıntı (vajinit) enfeksiyon etkenleriyle oluşan bir hastalıktır ve tipik olarak vajina dış bölgesinde akıntı, kaşıntı, yanma ile karanterizedir, bazen sadece akıntı olur diğer şikayetler eşlik etmez. Buna neden olan enfeksiyon ajanları bazı bakteriler ve kandida türü mantarlar olmaktadır sıklıkla. En sık etkenler gardneralla vajinalis, trikomonas vajinalis ve kandida albikanstır.
Bazı hastalıklar ve durumlar bu enfeksiyon ajanlarının çoğalarak vajinada akıntı, kaşıntı, yanma ile seyreden vajinit tablosunu oluşturmalarını kolaylaştırırlar.

Vajinada akıntı (vajinit) nedenleri ve oluşmasını kolaylaştıran sebepler:
– Genital bölgenin sürekli nemli ve terli olması
– Antibiyotik kullanımı
– Diabet (şeker hastalığı)
– Şişmanlık
– Vajinayı yıkamak (vajinal duş)
– Gebelik
– Doğum kontrol hapları
– Steroid ilaç kullanımı
– AIDS gibi immun sistemi baskılayan hastalıklar
– Dar ve pamuklu olmayan tayt, pantolon, iç çamaşırı giymek
– Vajina bölgesine parfüm vb. kullanmak
– Duştan sonra vajina bölgesinin iyi kurulanmaması
– Tuvalet temizliğinin yanlış yapılması (Önden arkaya doğru yapılmalı)
– Tampon kullanırken sık değiştirmemek